jump to navigation

Bir yorum daha… Temmuz 7, 2007

Posted by Yavuzhan Gel in GençReklamcı.
trackback

M. Volkan ATAY:
Art Director
Vipart Branding Solutions

Türkiyede bir sanat galerisinde gezerken bir eseri gözünüzün bir yerden
ısırdığını hissederseniz, ve biraz araştırma sonucunda başarılı bir
sanatçının işinden kopya olduğunu tespit ederseniz.

İŞTE O GÜN!!!
hep beraber yerlere vuralım o “artist”i

arkadaşlar Ticari arenadaki yaratıcılığı, amaç odaklı bir Prodüksiyon’un
(PRODUCT) özgünlüğünü tartışmak oldukça anlamsız.

Yaşar bey’e katıldığım en önemli nokta;
“Yüzyıllardır onbinlerce üretici tarafından iki bacaklı pantolon
üretiliyor, ve yine yıllardır layout’un üzerine firma logosu ekleniyor.”

Sanat ve Endüstriyi, özellikle;
Sanatsal Endüstriyi ve Endüstriyel Sanatı
birbirinden ayırmak lazım…

Best Regards…

Yavuzhan Gel:

O kadar katılmıyorum ki size anlatamam. Bir kere tartışmaların tümü, reklam veya pazarlama amaçlı üretilmiş yaratıcı ürünlerin ticari olduğu önkabulünden hareketle yapılıyor zaten. Ticari olmak kaydıyla, bugün kendisi de bir sermaye ve değer kabul edilen fikirlerin taklit edilmesi neden sizin için sorun değil veya neden tartışılması anlamsız anlamak mümkün değil.
Pantolonların iki bacaklı olması ile mevcut konu arasındaki bağ günümüz iletişim ve pazarlama dünyasında oldukça sığ, üzgünüm. “İlk pantolon iki bacaklıydı ve şimdikiler de öyle” diyerek taklit veya esinlenmeyi haklı çıkarmaya çalışmanın, bütün insanlar Adem ve Havva’nın taklitidir demekten hiç bir farkı yoktur. O zaman patentlerin, fikri ve sınai hakların tümünü rafa kaldırmamız, korsan yazılım ve müziği haklı görmemiz gerekir.
Neyse, burda önemli nokta, haksız kazanç elde etmenin asgariye inebilmesi için, fikri haklar ve özgünlük konusunda sektörün uluslararası standartları da göz önüne alarak sınırları belirli ilkeler veya kriterler oluşturması gerektiğidir. Bu da ancak tartışmakla ve kafalarımızı kumdan çıkarmakla mümkündür.
Devrim her zaman, acı, korku ve cesaretle gelir. En başta zor olsa da, sektörümüzün kabullenmesi gereken gerçekler olduğuna inanıyorum. Ama bu gerçekler, uzun vadede hepimiz için daha iyi olacaktır. Herkes kısa vadeli kazançlarını düşündüğü sürece, sektör olarak bir adım ileri gitmemiz mümkün değildir.
Bir alıntı ile bitirmek istiyorum: Cahilliğe cepheden saldırmak, püskürtülmeye mahkumdur. Çünkü insanlar sahip oldukları en değerli şeyi, yani cehaleti asla bırakmak istemezler.
Saygılarımla,

Yorumlar»

1. yeklamci - Temmuz 10, 2007

- hasan Acar (yeklamcı)
Bu konuyu görmemezlikten gelemezdim. Katılın yada katılmayın ama biraz sert olacak kusuruma bakmayın.
En basta sunu soylemek istiyorum. Yaratıcılık herkeste olsa enteresan bir şey olmaz taktir toplamazdı. Burdan hareketle bazı işlerde kopya oldugunu düşündümüz benzerlikler göze carptı diye yapanı hırsız tutmanin alemi tabiiki yoktur. Ancak akıl herkeste akıldır ve benzer fikirler üretebilir. Hepimiz insanız ve benzer kategorilerde yaklaşımlarımız olabilir. Bunu ben daha baside indirgerken kendi icimden şöyle düşünmüşümdür her zaman. İnsanlar arasında yüzü birbirine bukadar benzeyen insan varsa hisleri düşünceleri yada başka özellikleri benzeyen hatta neredeyse aynı olan insanlar elbette vardır.
Ama burda birşey daha varki onu da es gecemiyorum. Reklamcılık sektöründe dünyanın en önündeki amerikan reklamcılığı önlerinde yürüyen baska bir toplum olmadığından yoldaki ganimeti ilk onlar topluyor ilklere imzalarını onlar atıyor. Bizim bazı hazırcılarda ortalama 5 sene sonra aynı şeyleri bizim canimiza cekiyorlar.(bizi uyutuyorlar) Tabiki bu bi şekilde acığa cıkıyor. Allah beni o duruma dusurmesin dileklerimi her zaman yenilerim bu yuzden. Bu bir sporcunun ayaklarının felc olması gibi biseydir heralde. Beyniyle uretemedigini ve caldığını herkesten gizleyebilse bile(ki bu da cok zor)-(gizli sevişen aşikar peydahlar) kendisinden gizleyemez. Tabi bu da vicdan meselesidir ve cüzdan meselesinden cok daha ağırdır. Vicdanı cüzdan zanneden yaratıcı müssvettelerinden Allah’a(en buyuk yaratıcıya) sığınırım.
Kısacası calınan bir işle benzer iş kendini aptal olana bile hissettirecek kadar tat ve tarz farkına zaten sahiptir. Bunu tartışmam bie. Keşke bunlara örnekler sunabilseydim. Benim basıma gelmiş gormeden aynısını yaptığım işleri ben belge olarak arşivime almışım ve ibret misali kitabıma koymayı düşünüyorum zaten. Genç reklamcılara; bakın ileride benzer işler görecek, yaptığınız işin aynısını(neredeyse) önceden yada sizden sonra yapıldığını göreceksiniz diye öğütlyeceğim. Ama bunun çalma çırpma olduguna hemen karar vermeyin çünkü aklın yolu bir diyeceğim. Ama kardeşler bazen bunu diyemeyeceğim zamanlar da olmuyor değil hani. Mesele son zamanda olanlarda oldugu gibi açık açık ortada. Kusura bakmayın ama kap kaç anında kuyruğu halktan yada polisten birilerinin eline gecmis hic bir hırsız ın ilk lafı ozurdilerim actım yada parasızdım naapeiyim caldım olmayacaktır. Bagıracak kıvıracak taklacı pokemon rolune girişecektir elbette. Hırsız yakalandımı onun cezası ilk once yakalanarak verilmistir, daha sonrada yetkililere haber vermek yeter de artar bile…(yakalandılar bu birinci ceza, sektordeki ustaların haberi oldu yetkili de onlar calıstırmasınlar bu hazırcıları vermesin reklam verenler bunlara reklamlarını ceksinler cezalarını. Bu adamı bana verseler naapayım doveyimmi soveyimmi…. Banane sektorun büyükleri varken reklam veren varken bu bana düşmez. Bu yazıyı yazarak ben haddimi aştım bile bundan ilerisi beni aşar. Linc adamı olmak istemiyorum.
Keşke kim daha once bu konuda ne yapmis diye hemen arsivlere sarilmadan kendimiz ne yapabiliriz diye dusunsek. Bak neler doğuruyor beynimiz anlayacagiz ama nerdeee.