En iyisi gidin, “dersarası”nda(n) daha faydalı şeyler yapın… Mayıs 18, 2007
Posted by Yavuzhan Gel in Fikirsel.trackback
Mesela kitap okuyun, ne bileyim İnternet’ten reklam bloglarını takip edin. Hiç olmadı, derslerden sıkılmışınızdır, gidin deniz kenarında kafanızı dinleyin.
“dersarası”nı ilk duyduğumda derneklerin varlık nedenini sorguluyordum tam da. “İyi işte” demiştim, “sektörden bir dernek öğrencilere hitap eden bir etkinlik yapmaya çalışıyor.” Jürinin öğrencilerin karşısında işleri değerlendirecek olmasının da yarışmanın anlamlı olmasını sağlayacağını düşünmüştüm, yarışmacıların geribildirim alabilmesi açısından.
Neyse efendim, 16 Mayıs’ta yani geçtiğimiz Çarşamba günü, dersarası 2′nin jüri değerlendirmesi, Bahçeşehir Üniversitesin’de yapıldı. Belki birşeyler öğrenirim umuduyla gittim toplantıya. Jüri üyelerinin işler üzerinde o kadar durmayıp, işler üzerinden ders niteliğinde yorumlar yapacağını umuyordum.
Reklam emeğe saygısızlığın çok sık karşılaşıldığı bir sektördür. Ve gördüğüm kadarıyla bir çok reklamcının da en çok yakındığı konulardan biridir, emeklerine yeterince saygı gösterilmemesi. Fakat, bırakın sektör dışından bu saygıyı beklemeyi, sektörün içinden, hem de jüri koltuğuna oturabilecek nitelikte olduğuna inanılan insanların bile, bu saygıyı göstermediğini üzülerek gördüm. Ümit Ülker isimli jüri üyesinin bazı işler hakkında hakarete varan(bullshit gibi) sözlerini dinlerken, bir kaç yan koltukta oturan Oğuzhan Akay adına üzüldüm. Aynı koltuklarda jüri olamayacak kadar yerinde eleştirilerde bulunuyordu; naif ve saygılıydı. Açık haldeyken bile bu tarz yorumlar, pardon hakaretler, yapabilen bazı jüri üyelerinin, kapalı değerlendirmelerde ne tarz sözler sarfedebileceklerini düşünmek bile istemedim.
Bir konuda çok öğretici oldu, bu toplantı. Bir reklamcılık derneğinin neden var olması gerektiğini anladım. Sektöründe çalışan emekçilerin emeklerine sahip çıkmak, suistimal edilmesine izin vermemek için vardı, dernekler. Asıl misyonu bu olması gereken bir derneğin, bırakın emeğe saygıyı, emeğe hakaret eden bir insanı jüri olarak koyması, varlık nedenine ne kadar ters ve ne kadar büyük bir hataydı.
Sırf yukarıda bahsettiğim nedenlerle, dersarası’nın 1.’sinde, Avrupa Kültür Başkenti İstanbul ilanımızla aldığımız birinciliği derneğe iade ediyorum. Size de ders aranızda bu tarz zaman ve enerji kaybettiren şeylerle uğraşmak yerine, daha faydalı şeylerle uğraşmanızı tavsiye ediyorum. Mesela, saygıdeğer hocam Haluk Mesci’nin Kırmızı dergisinin son sayısındaki yazısını okumanızı…
Yorumlar»
No comments yet — be the first.