Teşekkürler! Ocak 30, 2007
Posted by Yavuzhan Gel in Duygusal.1 comment so far
Bloglarında, biz Genç Reklamcı’lara destek veren bütün dostlarımıza teşekkür ediyoruz. Onların da desteği ile tanıtım kampanyamızın ikinci gününde yüzlerce kişi tarafından ziyaret edilen blogumuz, aynı zamanda en hızlı büyüyen wordpress blogları sıralamasında birinciliğe yerleşti.
Sektöre girmeye hazırlanan adayların emeğinin sömürülmemesi; dertleşebilecekleri, fikirlerini, tezlerini öne sürebilecekleri bir platform olması ve bünyesinden işini doğru, dürüst yapan; sektörün geleceğinde düşünceleriyle de yer alan reklamcılar çıkarması için kurduğumuz bu blog, şimdilik mütevazı koşullar altında yaşamına devam etse de, eminiz ki katılımcılarının desteği ile profosyoneller tarafından da takip edilen bir düşünce platformu haline gelecektir.
Parmak kaldıran bütün reklamcı adaylarını, Genç Reklamcı olmaya davet ediyoruz.
Babalar reklamcıları sevmezler! Ocak 8, 2007
Posted by Ezka in Yorum.1 comment so far
Babam, beni fen lisesinden almayı hiç istemedi. Şimdi ne durumda bilmiyorum, her sene değişiyor, o zamanlar daha bir çarpıktı sanki eğitim sistemi. Adaletsizlik fen liselerinin son sınıflarını boşaltırdı. İstemedi babam ama işte. Altıma işediğime dair sahte heyet raporunu almak için onay verecek her doktorun odasına önce babam girmişti, beni ikna etmeleri için. Her birini ayrıca ben ikna etmek zorunda kalmıştım. İşte bitmişti, gidiyorduk. Ben halen arabanın arkasından uzaklaşan o sahnenin, el sallayan bir sınıf dolusu öğrencinin, etkisindeyken hiç dikkat etmemiştim. İlk o zaman gördüm, babam ağlıyordu.
Sene 2000… Kapının altındaki ışıktan babamın gölgesi geçiyordu. Saat gecenin bilmem kaçı. Uyumamıştı ve muhtemelen gene aynı şeyi düşünüyordu: ne yapsam da bu çocuğu tıp yazmaya ikna etsem. Ne zaman iğne vurulsa bayılmış birinin her gün bir hastanede yarı baygın gezme korkusunu hiç anlamayacaktı. Olmadı keza, hiç istemediği oldu, işletme tercih ettim. En son herhangi bir mühendis olmama bile razıydı.
Bir devrin insanları, maddi üretime dayanmayan işleri, doktorluk, öğretmenlik ve devlette bir iş değilse kale almıyorlar gibi hissediyorum. Reklamcılık ise meslek diye adlandırılacak son şey. Ne bileyim, elle tutulur birşeyler görmek istiyorlar iş deyince, ya da yardım et istiyorlar, dokun hayatlarına istiyorlar.
Babamı asla ikna edemedim.
Reklamcılık hedefimi babam hiç bir zaman ciddiye almamıştı. Kaymakam olacağımı düşünüyordu. Ya da herhangi bir devlet görevlisi. Zaman geçti ben aynı kaldım, babam değişti.
Geçenlerde babama onun da tanıdığı Boğaziçi’nden bir kaç arkadaşla reklam ajansı kurabileceğimizi söyledim. Ne dese beğenirsiniz: “Bu kadro ne iş olsa yapar, açın tabi ben hep arkandayım”.
Artık biraz daha hazırım diye düşündüm. İkna mesleğini yapma konusunda içimde hep bir uhdeydi babamı ikna edememek. Artık onu da ikna ettiğime göre, şimdi önüme bakıp başkalarını ikna etme işine soyunabilirdim.
Belki de dönüp bir dönemle hesaplaşmak gerekiyordur, anlamak… Mühendislerin yönettiği, başbakan olduğu, aceleye getirilmiş bir üretime geçiş dönemi yaşamış, şimdi yine aceleye getirilmiş bir bilgi çağına geçmeye çalışan, olan biteni tam kavramadan hep kendini bir yerlerde bulan, darbelerle duraksatılmış, hakları alınmış verilmiş, sıkıntılar çekmiş, güvenliği haliyle önemseyen, düşüncenin ne kadar tehlikeli olabileceğini görmüş bir kuşağın mensuplarının çocuklarıyız. Benim kısacık ömrüm -kendi adıma- taburlarca insanı ikna etmek zorunda kalmakla geçti. İyi reklamcılar çıkacak kuşağımızdan.
Babalar reklamcıları sevmezler, taki dede olabilecekleri zaman gelinceye kadar.
Reklam Kurulu’ndan simitçiye ceza Ocak 8, 2007
Posted by Ezka in Yorum.add a comment
(Y.N.:Bakın Reklam Kurulu’muz ne kadar yoğun çalışıyor. Artık taşrada bile gerçekleşen haksız rekabetle mücadele etme gücüne sahip. Ne dersiniz tam da bize has değil mi?)
Reklam Kurulu, Rize’de bir simitçiye, pastanenin menüsündeki resimleri aynen kullandığı için ceza verdi
27.11.2006 16:30
Reklam Kurulu, Rize’de faaliyet gösteren bir simitçiye, menüsünde, aynı ildeki bir pastanenin menüsündeki resimleri aynen kullandığı için 5,5 bin YTL idari para ve reklamı durdurma cezası verdi.
Reklam Kurulu, 14 Kasım’da yaptığı toplantıda, 22 reklamla ilgili şikayeti karar bağladı. Kararlara ilişkin yapılan duyuruya göre, Rize’de faaliyet gösteren Mehmet Gültekin Kar-Yahya Kopuz’a ait Muhabbet Simit Saray isimli firmaya ait ”Hoş Geldiniz” başlıklı menüde, mevzuata aykırı olacak şekilde, aynı ilde faaliyet gösteren Dergah Pastaneleri’ne ait menüdeki resimlerin aynen kullanıldığını belirledi. Bunun, Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik’in ”Reklamlar, başka reklamların genel düzenini, metnini, sloganını, görsel sunumunu, müzik ve ses efektlerini ve benzerlerini tüketiciyi yanıltacak ya da karışıklığa yol açacak biçimde taklit edemez” hükmüne aykırı olması nedeniyle, Muhabbet Simit Sarayı’na, 5 bin 491 YTL idari para cezası ile reklamı durdurma cezası verildi.
http://www.haberturk.com/haber.asp?id=7151&cat=200&dt=2006/11/27
Moron musunuz? Ocak 8, 2007
Posted by Ezka in Yorum.1 comment so far
Geçen hafta düzenlenen Lovemark konferansında Kevin Robertrs –Saatchi & Saatchi Ceosu- Türk reklamlarını izleyince kendini moron gibi hissettiğini söylemiş. Bunun nedenleri üzerinde düşünecek olursak; yerel ögelerin kullanıldığı reklamlara rast gelmiştir ve doğal olarak kendini moron gibi hissetmiştir. Global reklamverenlerin reklamlarına denk gelmiştir (Kosla, Ariel vs…) ki bu reklamlarını izleyince çoğumuz kendimizi moron gibi hissederiz. (Ayrıca bu reklam verenlerin reklamları dünyanın heryerinde aynıdır, bunları başka bir dilde de seyretse kendini moron gibi hissedebilir.)
Ben şahsen bu görüşe katılmıyorum ve geçtiğimiz seneyi göz önüne alırsam yerel reklamverenlerin reklamlarını daha başarılı buluyorum. (Beko, Regal, Cola Turka, Oyakbank vs)
Merak ettiğim acaba bu konferansa katılan insanlar acaba nasıl bir tepki verdiler? (Roberts ile aynı fikirdeler mi? )
Ya siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Türk reklamlarını izlerken siz de kendinizi moron gibi hissediyor musunuz?
Not: Yukarıda izlerken moron gibi hissettiğimi söylediğim markaların reklamlarının başarısız olduğunu söylemiyorum.
İşletme Master’ı yapma Ocak 8, 2007
Posted by Ezka in Yorum.2 comments
- Dostlarım,,
- Halkla ilişkiler ve reklamcılık 3.sınıf öğrencisiyim . İşletme master’ı (MBA) yapmanın bize reklam sektöründe ne gibi faydaları olabilir .. yurt dışını göz önüne alarak..))
- Amacım bu konudaki görüşlerinizi paylaşmak…
Posted by Kenan Demirel
Köprüyü geçene kadar dayıya ayı demek Ocak 8, 2007
Posted by Ezka in Yorum.1 comment so far
Reklamcıların reklam maceralarını konu seçen -yerlisi, yabancısı- bir çok kaynak mevcut. Sıkışık vakitlerinden zaman ayırıp gençlerle dertleşmek isteyen ustalarımız olursa ne ala. Bu soruyu sormaktaki amacım şu idi. Sektörde emeği geçen insanlara saygım sonsuz. Mesleği alıp Türkiye’nin en sağlıklı, en çağdaş mesleklerinden biri haline getirmişler. Mesleğin içindeyken bu kadar kutsanan emek, mesleğe girene kadar olan emek söz konusu olunca kutsanmak anlamında güdük kalmış. Bırakın güdük kalmayı bir nevi aşağılanıyor gibi bir izlenim edindim.
Sektörün bu kadar doğrusunun arasında geleceğine, insan kaynaklarına bakışındaki bu sığlık son derece ironik.
Standartları ulusal boyutdan alıp uluslararası boyutlara taşımak için anglo-sakson kafatasına sahip olmamız mı gerekiyor?
Şimdi soruyorum tekrar. Emeğe saygının en çok talep edildiği reklamcılık sektöründe, sektöre girene kadar ki emek neden hiç sayılıyor?
Gelecekte bayrağı bizler devralacağız, umarım sadece o anı düşünüyor olmayız.
Reklamcılar Ocak 8, 2007
Posted by Ezka in Yorum.add a comment
Bugün okuldan çıkıp evime doğru yürürken bazı düşüncelere daldım. Hani insan bazen düşünür ya gelecekte ne olacak acaba diye, işte böyle düşüncelerdi aklımdan geçenler. Acaba reklâm sektöründe bir yerlere gelenler ve başarılı işlere imza atanlar bu noktaya nasıl gelmişlerdi? Mutlaka hepsinin kendine göre farklı hikâyeleri olmalıydı. Aslında internette blog sayfalarında yazılanlardan bu konuda az çok fikir sahibi olabiliyoruz ancak tam olarak bir bilgi elimizde yok maalesef.
Bu düşünceler içerisinde evime gelip bilgisayarımı açtığımda Yavuzhan arkadaşımın yazısını gördüm. Demek ki bu konuya merak saran sadece ben değilmişim. Aslında İstanbul’da bulunan arkadaşlar bu konuda ben ve benim gibilerden daha şanslı. Oradaki birçok ajansa gidip, birçok reklâmcıyla tanışma, yapılan işleri görme ve ajans havasını tatma fırsatları var. İzmir’de ya da diğer şehirlerde bu böyle değil. Bizler sadece hocalarımızdan dinlediğimiz ve İzmir’de bulunan tek tük ajanslarda görebildiğimiz kadarıyla bilgi sahibiyiz.
Bu mesleğe ortamını ve içeriğini bilmeden, daha çok küçük yaşlarda âşık olmuş biri olarak, Yavuzhan arkadaşım gibi bende reklâmcıların hayat öykülerine ve reklâmcılıkla tanışma maceralarına merak sardım.
Acaba bu blog sayfasının ilk konusu olarak bunu belirleyip ulaşabildiğimiz reklâmcı büyüklerimizin bu tip hikâyelerini bu sayfaya taşıyabilir miyiz? Mesela ilk olarak Haluk Hocamızdan başlasak? Haluk Hocamız müsait olduğu bir zamanda kendi hikâyesini bizlere uzun uzun yazsa nasıl olur?
Üniversitenin yollarını aşındıran ya da meslek içerisinde pişmeye çalışan tüm arkadaşlarıma başarılar dilerim.
Gayrı-ihtiyari Reklam Yapmak Ocak 6, 2007
Posted by Ezka in Yorum.2 comments
Son zamanlarda reklamcılığın teorisini bırakıp, reklamcıların hayat öykülerine, reklamcılıkla tanışma maceralarına merak sardım. Okuduklarımdan çıkardığım sonuç, bir çoğunun reklamcılıkla tanışmasının -ilginç bir şekilde- kozmik tesadüflerin sonucu oluşu.
Acaba reklamcılık mesleği bir kader midir? Bir şekilde sizi rüzgar alır oraya mı bırakır? Yoksa bu “hiç bir şey çaba sonucu olmadı” tarzında bir snobluğun sonucu mudur? Çaba boşuna mıdır? Olacaksa olacaktır, olmayacaksa olmayacak mıdır? Reklamcılık ilk görüşte aşk mıdır; yoksa herşeyden önce insanın, aşık olabilecek kadar olgun, olmuş olması mı gerekmektedir?
Fikirlerinizi merak ediyorum.
Hayırlısı Olsun Ocak 6, 2007
Posted by Ezka in Yorum.1 comment so far
Merhabalar Arkadaşlar;
Uzun süredir Reklam Yazarlarının Ortak Defteri’ni okuduktan sonra böyle bir sayfanın açılmış olması çok iyi geldi doğrusu. Sonunda bizlerin de birşeyler paylaşabileceği bir sayfa oldu. Bunun için Haluk Hocamıza teşekkür ederim. Haluk Hocam diyorum, kendisi hakkında çok fazla bilgim yok ancak en azından bir reklamcının düzgün Türkçe kullanması gerektiğini kendisinden öğrendim. Sanırım bu sayfaya yazı yazan arkadaşların çoğu İstanbul’dan. Ben Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon Ve Sinema bölümü öğrencisiyim. Okula başladığım günden beri çocukluktan bu yana hayallerini kurduğum reklamcılık mesleği için önüme hedefler koyup bu hedefler için çalışıyorum. Bu mücadelede daha yeni sayılırım, şu anda 2. sınıftayım. Haluk Hocamdan öğrendiğimi uygulamaya çalışıyorum. Türkçemi düzeltebilmek için çalışıyorum ancak daha başarılı olmuş değilim. Bu yazımda dahi mutlaka çok hata vardır. Ama inanıyorum ki burada yazarak ve okuyarak bu hataları da aşacağım.
Bu sayfanın hepimize hayırlı olmasını diliyorum arkadaşlar. Umarım güzel paylaşımlar sağlanır.
Hoşgeldin ve iyi ki geldin blog Ocak 6, 2007
Posted by Ezka in Yorum.add a comment
Merhaba !
Uzun süredir beklediğimiz ve eninde sonunda açılması lazım olan blogumuz açıldı sonunda. Hayırlı olsun. Umarım herkesin faydalandığı uzun süreli bir blog oluruz. Umarım Sayın Yavuz Gel’in de söylediği gibi varlığımız büyüklerimizin de ilgisini çeker. Ben bu blog için ustamız ve hocamız Haluk Mesci’ye teşekkür ediyorum.
Daha önce hiç tatmadığım bir duygu var içimde. Bu yazıyor olmanın, ben de varım demenin heyecanı herhalde. Aynı şekilde insanlara güzel bir şeyler verme isteğinin ağır sorumluluğunu da hissediyorum. İnanıyorum bu blog çok güzel olacak.
Ben blogumuza olabildiğince fazla arkadaşın katkıda bulunmasını, düşüncelerini, duygularını biz reklamcılık düşü kuranlarla paylaşmasını rica ediyorum.
Ne dersiniz başlayalım mı artık
Hayırlı olsun! Ocak 6, 2007
Posted by Ezka in Yorum.add a comment
Selamlar,
Madem ilk ben yazıyorum, öğrenciler tarafından da -buraya yazacak arkadaşlarım adına- saygıdeğer Haluk hocama teşekkür ediyorum.
Büyük büyük reklamcı ablalarımızın, abilerimizin yazdıklarına bakınca bazen bizimde içimizden “nacizane bence de böyle” demek geliyordu. Önemli bir ihtiyacı karşıladığına inanıyorum. Umarım çok faydalı yazılar ve görüşler burda dillendirilir. Hatta umarım o kadar faydalı yazılar olur ki, “ortakdefter” ve “reklam forumu” yazarlarının bile takip ettiği, ilgilendiği bir blog haline geliriz.
Hayırlı olsun.
Gençlerin Reklam Blogu veya Genç Reklamcıların Blogu Ocak 6, 2007
Posted by Ezka in Yorum.add a comment
“Böyle bir bloga ihtiyaç olduğunu her fırsatta görüyoruz. Pek çok genç ve henüz yeterli deneyim kazanmamış arkadaşımız, var olan reklam bloglarına katılma isteklerini belirttiler. En kısa zamanda onların da katılabilecekleri bir reklam blogu sözünü vermiştik.
Reklam okuyan ama henüz mezun olmamışlar, reklamcılığa girmeye çalışan ama henüz ilk işini bulamamış veya stajyerlik bulmuş taze kuvvetler burada buluşabilir. Fikirlerini, -ister reklamla ilgili olsun, ister genelde iş hayatıyla- açık açık yazabilirler, tartışabilirler.
Tek kural, temiz ve dikkatli bir Türkçe, insanca ve uygarca tartışma.
Haluk Mesci”